Friday, May 14, 2010

Ayrıl(ş)mak...

TOPRAĞA DİKİLEN fide sonbaharda sökülüyor. Kenetlenen eller çözülüyor. Yağmur topraktan buharlaşarak ayrışıyor. Gece gündüzden ayrılıyor. Tahtaya çakılan çivi paslanarak kopuyor. Otobüs garajdan aslında onlarca ayrılık götürüyor. Okullar kapanıyor. Sınıflar ıssız ve sessiz kalıyor. Vapur iskeleden uzaklaşıyor. Kız oğlandan soğuyor. Oğlan kızdan soğuyor. İki kalp birbirinden kopuyor. İki ip birbirinden çözülüyor. Ülkeler arasına sınırlar konuyor. Bebeğin bedenindeki ruh alınıyor. İnsan nefesini dışarı veriyor. Çocuk babasının elinden büyüdüm artık diye kurtuluyor. Birbirine sarılmış iki insanın birbirinden çözülüyor. Kuş daldan uçuyor. Şeker çayın içinde eridikten sonra bedende çaydan ayrışıyor. Su oksijen ve karbondioksite dönüşüyor. iki insan göz göze gelemiyor. Evden misafir gdiyor. Adam ayakkabısını ayağından çıkarıyor. İnsanlar maçtan sonra stadyumdan ayrılıyor. Gökyüzündeki bulutlar dağılıyor.

Birbirine eklenen anlar kopuyor. Geçmiş ve gelecek kayboluyor. Sadece anlar kalıyor.

Ortaklar ayrılınca şirket tasfiye ediliyor. Çocuğun kardeşi ölüyor. Kitabın cildi eskiyor ve sayfalar dağılıyor. Kolilerde dizili mallar çıkarılarak birbirinden ayrılıyor. Kuşlar gökyüzünden dağılıyor. Adam başka bir şehirdeki arkadaşıyla buluşmasından sonra yaşadığı şehre tekrar dönüyor. Ağlıyor. Sözcükler dağılıyor. Cümleler parçalanıyor. İnsan susuyor. Yiyecekler mideden bağırsağa sonra karaciğere götürülerek en küçük parçalarına ayrılıyor. Evde toplanan altı kişiden herbiri kendi evine dağılıyor. Moleküller atomlarına parçalanıyor. Sinemada film bitiyor. Seyirciler dağılıyor. Sinema salonu boşalıyor.

Yıl parçalara ayrılıyor. Mevsimler ve aylar oluyor.

Tesbihin ipi kopuyor. Taneler etrafa saçılıyor. Hiçbirinin sırtını dayayacağı tane kalmıyor. Bebeğin anneya bağlandığı göbek bağı kesiliyor. İnsan anlamsızlıkla hayata tutunamıyor. Kubbenin taşları düşüyor. Çocuğun başındaki toka çıkıyor ve saçları dağılıyor. Raflardaki kitaplar karışıyor. Kaldırım taşları yerinden çıkıyor. Ay ve güneş birbirinden ayrılıyor, kıyamet kopuyor, zaman duruyor. Işık prizmada yedi renge ayrışıyor. Kalp, ruh, beden, akıl, vicdan, şuur arasındaki bütünlük bozuluyor; “kendimi darmadağınık hissediyorum” diyen bir insan oluyor.

Bir Kudret eli herşeyi yerinden oynatıyor, birbirinden ayırıyor, kainatı her daim tasfiye ettiriyor, durulaştırıyor.

Varolan herşeyin birbirinden ayrışmış haline dönüşüm ve değişim halinde ve durulaştırılmış kainat deniyor.

Varoluş ayrışmaktır. Ayrışmak ise durulaşmak , yeni bir hale dönüşmek, yeniden yeniye yaratılmaktır. Varlıkta ayrışma Mutlak Bir Varlığın herşeyi durulaştırmayı irade etmesi sonucudur. Mutlak Varlık herşey arasındaki bütünlüğü ayrıştırarak kainatı çalkalıyor ve yeni bir bütünlük yaratıyor. Ayrılma ve ayrışma kainatı bozmuyor, kainatın yüzünü temizliyor, inceltiyor, düzeltiyor.

Ayrılma ve ayrışma ile kainatın yüzüne serpiştirilen fanilik nihai tasfiye ve durulaşma olan kıyametin küçük örnekleridir.

Nihai ayrışma kıyamet ile olacaktır. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, inanmak ile inkarcılık biribirinden sonsuza dek ayrıştırılacak ve birbirleriyle bir daha biraraya gelemeyecekler ve buluşamayacaklardır.

Sonsuza dek bir daha ayrılık ve ayrışma yaşamak istemeyenler bu dünyanın geçiciliğine ve geçici ayrılıklarına razı olmalıdır. Narsistleşmiş benliklerin en önemli özelliklerinden biri ayrılma ve ayrışmaya isyan etmeleri ve bu ayrılma ve ayrışmayı becerememeleridir. Bu narsistleşmiş benliğin dünyaya ve içindekilere olan tutkusunun sonucudur.

Durulaşmak isteyenler ayrılma ve ayrışmayı bilmelidir. Bunu başaramayanlar bu dünyayı sonsuz görenlerdir. Bu dünya sonsuz değil sadece sonsuzluğun kazanıldığı yerdir.

Mustafa ULUSOY

0 Comments:

Post a Comment

<< Home